::: Elif Ece Uzun Fan Club :::



 
AnasayfaAnasayfaGaleriAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eskilerden Bir Röportaj

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Yaş : 31
Aktiflik :
600 / 999600 / 999

Mesaj Sayısı : 174
Kayıt tarihi : 12/10/09
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Eskilerden Bir Röportaj   Çarş. Ekim 14, 2009 10:04 am

-Mankenliğe 15 yaşında Best Model Yarışmasına katılarak başladın. 1 sene sonra Ertan Kayıtkent ve Fevziye Çamel defilesine çıktın ilk olarak ve bu defileden sonra lakabın "bebek" oldu. O ilk günkü heyecanını ve Best Model heyecanını anlatırmısın? Kendini nasıl hissettin?

Hmm, Aslında çok bir şey hissedemedim.Küçüktüm ve hiçbirşeyim farkında değildim zaten modellikte benim istediğim bir şey değildi. O yüzden insanlar bana bebek diyordu zaten. 14 yaşındaydım. O yarışmayada biraz bu ortama alışmak için gittim. Genede heyecanlanmadım çünkü nerede olduğumun farkında değildim.Nasıl bir ortamın içinde olduğumu bile bilmiyordum.Çocukça bi zamandı o dönem zaten ondan sonra modellik yapmadım. Okuluma devam etmeyi tercih ettim ve daha sonra 2003 yılında mankenliğe tekrar başladım.


-Sonuçta ilk modellik tecrübende bir başarı yakaladığını düşündün mü? Bir haz aldın mı?

Hayır sonuçta bunları düşünecek yaşta değildim. Ben orda olmak istemiyordum aslında benim derdim psikoloji okumaktı, model olmak değildi. Annemin yüzünden bu işlere girdim, hep annemin teşvikiyle oldu. Sonuçta 14 yaşında genç bir kız bu işin heyecanını anlayamazki zaten.Çünkü başka yerlerde, bilmez heyecan nedir… veya ben bilmiyordum en azından..



-Hiçbir röportajda nerde doğduğunu, ilkokul-ortaokul`u nerde okuduğunu, son tahsil durumunu göremedim?

Boluda doğdum aslen ben, adapazarında büyüdüm.ilkokul ve ortaokulun bi kısmını adapazarında okudum sonra ortaokulun kalan kısmını izmitte okudum. Sonra lise başladı. Bu arada yerel televizyonlarda programlar yapmaya başlamıştım.Okul çıkışlarında ise radyo programı yapıyordum. Onada sınavla girdim turizm liseleri açıldığı zamanlardı ve ben ilk mezunlarındanım.Bizim okulumuzdan sonra zaten direk rehber olabiliyorduk. Turizm okulu olduğu için daha geçerli bir okuldu.Sonrasında türizm yüksek okulunada geçebiliyordum fakat ben bu işi daha fazla yapamayacağıma karar verdim. Bana göre bir iş değil gibiydi. Daha sonra kafamda ilk şimşek çaktı ve “artık model olabilirim” dedim ve onunda okulunu okumaya karar verdim.2003 yılında tekrar best model yarışmasına girdim ama kamp ortamında sıkıldım , ailemi özledim ve kamptan kaçtım. Üstelik ilk 10 ‘a kalmıştım. Sonra dedimki benim bu yarışmaya ihtiyacım yok, ben bu işi yaparım dedim.


İstanbula yerleşip, kendime düzen kurmayı ve televizyonla ilgili birşeyler yapmayı düşündüm. Ama ben bu işi başkaları gibi üstünkörü yapmamalıydım. Eğitim almalıyım dedim. 2003 yılında gene 1 yıl iletişim sanatları akademisinden eğitim aldım. Serap Ezgü, Levent Bitecik ve Gökhan Telkenar gibi çok önemli kişilerden ders aldım ve bana çok katkısı oldu, hatta bunun devamınıda getirmek istiyorum uygun bir zamanda. Bana inanılmaz faydalı olacağını düşünüyorum. Zaten programı bitirir bitirmez Şafak Sezerle Star Tv de bir show programı sunmaya başladım. Bu benim için büyük şanstı, daha çok yeniyken güzel bir program yapma fırsatı bulabilmiştim. O program 10 bölüm – 2 ay devam etti. Sonra kanal 1de necmi yapıcıyla şaka ve eğlence programı sundum. En son çarkıfelek programında yer aldım. Onun dışında bir tane dizide oynadım KanalD de “aşk her yaşta” diye bir dizi.Sonrasında ben yine modellik kariyerime devam ettim ve garip bi şekilde istediğim şekilde gitti kariyerim.
-Şanslı olduğuna inanıyorsun yani?
Hep şanslı oldum. Bugüne kadarda hep bana şansım yardımcı oldu. Bugüne kadar hiç şanssız olduğum bir gün hatırlamıyorum. Hatta hayal ettiğim herşey elime avucuma geldi diyebilirim. Şu defileye çıkmak istiyorum diye düşündüğümde o hafta içinde teklif gelir. Ailemin benim için yaptığı enteresan bir dizi olaylar var. Onlarıda anlatırım daha sonra.

-Hemen o hikayeyi sorayım. Çok meraklandım.
Anlatayım. Benim annem ve babam evleniyor ve bir erkek çocuk sahibi oluyorlar. Evlatları 5 yaşına kadar büyüyor ve daha sonra hiçbirşey yokken nefes alamıyor ve ölüyor.Doktora götürdüklerinde hiçbir belirti bulamıyorlar ve “boğmaca” teşhisi konuluyor. Ailem yıkılıyor tabi. Annem daha sonra tekrar hamile kalıyor. Bu erkek çocukta 4 yaşında aynı şekilde, hatta aynı saatte vefat ediyor. Annem babam yıkılıyor artık umutlarını kesiyorlar. Her çocuklarının bu saçma hastalıkla, sebepsizce öleceğini düşünüyorlar. Sonra annem tekrar deneyip, bana hamile kalıyor ve benimde doğduktan sonra vefat edeceğimi düşünüyor. Doktorlardan umduğunu bulamayınca hocalara gitmeye başlıyor.
O hocalardan bir tanesi diyorki; bu çocuğun hayatta kalmasını istiyorsan birşeyler yapmalısın diyor.Çok inandırıcımı bilmiyorum ama o psikolojide bir insanın birşeylere sığınmış ve inanmışki belkide bugün bu kadar sağlıklı şekilde yaşamamın sebebi bu olabilir. Hocanın isteği şu: 40 tane kapıdan bozuk para ve bez parçası toplayacaksın ama ne için topladığını söylemeyeceksin diyor. Anneminde o dönem herşeyi olan varlıklı bir ailenin hanımı ama genede benim için dilenci gibi kapılardan allah rızası için diyerek, para ve bez parçası toplamaya başlıyor.
Toplanan kumaş parçalarından bana zıbın dikiliyor, bebek zıbını; doğduğumda bana giydirmek için. Toplanan paralar ise kimsesiz yetim çocuklara veriliyor. Sonra ben doğuyorum ve zıbınım bana giydiriliyor. Hoca diyorki bir türbede bu bebeğin isminin konulması için 3 tane pırasa dikeceğiz. Bunlara 3 isim koyacağız. Dikiliyor ve Elif, Ece, Dilek konuluyor bunların isimleri. 1 hafta bekleniyor. Bu arada ben küçük ve sağlıksız bir çocuğum, süt bile içemiyorum boludan bana süt anne getiriliyor. (adapazarına) Daha sonra bu pırasalardan Elif olan büyüyor ve yeşeriyor. Dilek ve Ece ise kuruyor. Elif ismi konulan pırasanın yeşerdiği gün o türbede benim adıma ezan okunuyor ve doğumum için 40 adet kurban kesiliyor. Üstelik hepsinin başı aynı anda kesiliyor. Kurban kanı akıtılıyormuşki benim kanım akmasın diye.
O zamanlar herhalde çocuklarını kaybetmemek için bunlara sığınmışlar.. O zamanlar bir muska yapılıyor ve o muskayı 7 yaşıma kadar taşıdım. Sonuçta ben ölmüyorum ve annemler bu yapılanlardan dolayı ölmediğimi düşünüyorlar hala. Belki bu kadar çok emek harcadıkları için Allah bana çok garip bir şans verdi, hiçbir zaman sıkıntı çekmedim ve kendimi şanssız hissetmedim.


- E senin bu büyünün etkisi biraz taşmış o zaman?

Evet, galiba taşmış çünkü hakikaten çok şanslıyım yani mutsuz olduğum anlara bakıyorumda; o kadar azlarki..

- Senin işini yapan birinin bunu söyleyebilmesi çok ilginç, çoğu manken bu işin sıkıntılı ve mutsuz bir iş olduğunu iddia eder.

Ben çok mutluyum vallahi, Ailem var, çok sağlıklıyım, çok güzel para kazanıyorum, işimi alnımın akıyla yapıyorum, kimseye muhtaç değilim, istediğim işi kabul ediyorum, istediğim işi kabul etmiyorum, kendime ait çok huzurlu bir hayatım var.Daha ne ister ki insan Allahtan? İnsanlar belki çok uç noktalarda şeyler istedikleri zaman hayal kırıklıklarına uğrayabilirler ve mutsuz olabilirler ama ben hiçbir zaman öyle fazla bir şey istemedim hayattan. Hayallerimin bile dozajını çok iyi ayarladım.


- Karadenizliyim demişsin her röportajından? Karadenizlisin, ama Neresinden?

Rize - Çayeli, babam aslen Rizeli. Annem Gürcistan-Batum ‘lu. Tam bir laz kızıyım.


- Psikologluk sabır ve anlayış isteyen bir meslek.. Sen sabırlı mısın? Düzenli veya planlı mı yaşarsın?


Aslında biraz tezcanlıyımdır. Çok sabırlı değilimdir. Küçüklüğümden beri insanları dinlemeyi çok severim. Psikolog olmayı isteme sebebim bu. Psikolog olup, insanların dertlerine derman olmak, onları dinlemeyi çok isterdim. O zamanlar istedim daha doğrusu ama olmadı.. Genede mankenliktende mutluyum.


- Aslan burcusun.

Evet tipik bir aslan burcuyum çünkü yükselenimde Aslan.


- En kaprisli burçtur.

Evet maalesef öyle.

- Eski röportajlarına baktımda; Burcunun bu özelliğini fazlasıyla gösteriyormuşsun. Aslan burcu kendisini çok değerli gördüğü için kaprisli veya burnu havada gözükebilir. Sen ilişkilerinde kendi değerini bilir misin? Yoksa daha çok alttan mı alırsın olayları?

Eşitlemesini severim. Bir ilişkide iki tarafta eşit olmalı diye düşünüyorum. Her olayda ve ilişkilerimde de mükemmelliyetçi olduğum için karşımdaki insandanda bunu beklerim. O yüzden zor – belkide - kaprisli biriyimdir. Olacaksa en mükemmeli olsun, olmayacaksa hiç olmasın!

- Kaprislerin aileni bile bıktırmış, doğru mu?

(Gülüyor) Doğru, kardeşim burda ve onunla bile çok çatışıyoruz. Ama suç onların, ne yapayım beni küçükken bu kadar şımarık yetiştirmeselermiş.


- Beraber olacağın erkek nasıl olmalı yani? O mu seni kontrol etmeli, yoksa sen mi onu kontrol etmelisin?

Bu yine dediğim gibi eşit olmalı fakat ataerkil bir aileden geldiğim için. Çok eşitiz, herşey eşit olmalı demem. Birazda geri çekilmesini bilirim.




- Mankenlere sorulan klasik bir soru var aslında. Maddi imkanları senden daha düşük olan bir erkeğe aşık olabilir misin?

Olurum! Olurum çünkü bana 5 yaşında sorarlarmış ‘kimle evleneceksin’ diye. Ben ‘çöpçü’ ile dermişim. Daha ne olsun? (gülüyor). Erkin Koray’ı çok severmişim küçükken ve onun çöpçüler şarkısı varmış. Herhalde oradan gelmiş oldu o çöpçü merakım.




- Bir röportajında `Evliliğe karşıyım` demişsin.
Doğru diyorum.. Aslında o kadar karşı değildim ama o kadar çok arkadaşım boşandıki, onları gördükçe hakikaten gözüm korkuyor ve bu kadar ciddi küresel ısınma sorunumuz varken dünyaya bir çocuk getiripte, evlatlarımın çile çekmesini istemiyorum. Bana göre bu dünyaya o çocuğu getirmek, onu öldürmekten başka hiçbirşey değil. Düşünsenize 15 yıl sonra dünyanın yarısı belkide haritadan silinecek ve yeni nesil bir çile içinde yaşayacak. Benim gönlüm evladımın bu sıkıntıları yaşamasına el vermez. Yani biraz küresel ısınmanın çözümlerine bağlı benim çocuk sahibi olup, olmayacağım(gülüşmeler). Genede büyük konuşmamak lazım, annelik içgüdüsü ağır basabilir ve bende bir çocuk doğurmak isteyebilirim.


- Başka bir röportajda da eski sevgilinden bahsederken; "ya evlenecektik, ya ayrılacaktık - ayrılmak durumunda kaldık" demişsin. Tabi söylediğin gibi evliliğe karşı olduğun için mi ayrıldınız? Yoksa zaman geçtikçe evliliğe sıcak baktın ama cesaret edemedin diye mi ayrıldınız? Yoksa sen kabul ettinde; o mu evlenmek istemedi?

Evet evlenmek istemediğim için ayrılmak zorunda kaldım. Açıkçası ben ayrıldım. İlişkilerin bazı tıkanma noktaları vardır. Seversin, senin için hala özeldir ama bir şey yapamazsın çünkü tıkanmıştır. Bizde böyle bi tıkanma noktasına geldik ve bitti. Çok radikal ve zor bi karardı ama bitti işte.



-Peki şimdi erkek arkadaşın var mı?

Hayır, yok. Olmadığı içinde çok mutluyum.


-Hoşlandığın , beğendiğin, hoşlanma ihtimalin olan kimse de mi yok?

Hayır, yok.


-Daha önce görünüşüm kentli ama içim taşralı demişsin. Aşık olduğun erkeğin ayağını yıkarsın gibi geldi o zaman?
(Gülüyor) Yok öyle bir şey! Onu yapmam tabi hiç beklemesin kimse. Tabi bir kaza geçirmişse, sakatsa veya hakikaten ihtiyacı varsa hiç gocunmam kendisinide yıkarım, ayağınıda yıkarım.



-Duydumki 3000 e yakın parçası olan bir DVD koleksiyonun varmış. ?

3000 değil o biraz abartı. 750 civarı DVD ‘m var. Onu yazan arkadaş biraz abartmış.

- DVD koleksiyonu olanın gece hayatı olmaz derler. Sen bu tezi doğruluyor musun? Gece hayatın nasıldır? Taliplilerin seni nerelerde bulabilirler? Biliyorsun bu cevapların hayranların için çok önemli. Ümitsiz yaşanmaz...

Aslında ben 4 yıldır çok fazla dışarı çıkmıyorum. Son 1 aydır başladım dışarı çıkmaya.

-Nerelere gidiyorsun?

Cihangire gidiyorum, orayı daha samimi buluyorum. Kardeşimle genelde çıkıyoruz zaten. Orda Smyrna Cafe’yi seviyorum. Hayal Kahvesi ve Mojo’ ya gidiyorum. Bazende Reina’ya gidiyorum.Tabi bunları saydığıma bakma hergün hergün gitmiyorum tabi.



-Ünlü manken Alessandra Ambrosio güzel olmanın dezavantaj olduğunu, güzel bir insanın zekasının önemsenmeyeceğini ve gelişmeyeceğini söylemişti. Bu konudaki fikrin nedir?
Doğru söylemiş, çok doğru söylemiş. Bu birazda güzel dediğimiz insanlarla alakalı. Bir kere naparsanız ne kadar zeki olursanız olun insanlar sizin zekanızla ilgilenmek istemiyor. Sen ne anlatmaya çalışırsan çalış, adam dinlemiyor çünkü kendini sana bakmaktan alamıyor. Bu yüzdende bazı kadınlar diyoki; “ne de olsa güzelim ve her işimi hallediyorum.”. Ben hayatım boyunca böyle olmayacağım. Bu bana Allah tarafından verilmiş bir nimet ama bunun bir kullanma zamanı var ve zamanla gidecek. O yüzden kendimi geliştirmek zorundayım.. Her alanda..


-Kaç çift ayakkabın var?

(Gülüyor) 100 küsür tane vardır.


-Teknoloji ile aran nasıl?

İyi diyebiliriz.


-Teknolojik nelerin var? iPod’un falan varmı yani?

Var. Telefonum var, iPodum var, Sinema sistemim var, Bilgisayarım var, Laptopum var. Ama teknolojinin samimiyeti biraz bozduğunuda düşünüyorum. Eski buluşmalar falan kalmadı artık. Her şey telefonda hallediliyor ve bence bu insan ilişkilerini zedeliyor.


- Takıntılarınız veya Tikleriniz varmı?

Aslında pek yok. Hafif simetri hastalığı var. Bide birşeye çok odaklanırsam bazen anlımı kırıştırıyorum. O kadar.


Dizi teklifleri mutlaka geliyordur.
Birsürü.


-Değerlendirmeyi düşünüyor musun?
Ben onunla ilgili de boş durmadım. Sinan Çetin’in okulu Plato’da oyunculuk eğitimi aldım. Ama genede yeterli bulmuyorum, O yüzden benim biraz daha zaman ayırıp, daha fazla eğitim alıp, bu işe ondan sonra girmem gerekiyor. O yüzden ileride iyi bir proje olursa orada da görüşebiliriz.

-Varmı bomba dizi teklifi veya teklif alıpta gitmediğin?

Bomba dizi teklifi alıpta gitmediğim aslında yok. Çünkü gitmediklerimide iyi seçmişimki hepsi yayından kaldırıldı.(gülüyor). Aslında aslan burcu, sanat burcu olduğu için tutacak diziyi, tutacak müziği, tutacak gösteriyi biraz sezebiliyorum sanırım. Hatta bazen : “Bu sanatçılar tutmayacağını bile bile bu albümleri nası çıkarıyolar? Bunu ben bile biliyorum” dediğim bile oluyor.


-Bu dizi işinde istediğin tecrübeye sahip olduğunu düşünelim. En çok hangi filmde&dizide , hangi rolde oynamak isterdin? (yabancı, yerli)

Dönem filmlerini seviyorum. Türkiye’de bir dönemle alakalı olan bir Osmanlı Filminde oynamak isterdim. Dizilerde ise Yaprak Dökümü’nde oynamak isterdim. Herhangi bir rolde oynamayı isterdim. Ne olduğu hiç önemli değil.


-İş`e dönelim. Podyuma çıkarken manken seçer misin?

Benim aslında öyle takıntılarım yok. Öyle sevmediğim birisi olsada o yokmuş gibi davranırım ve keyfimi bozmamaya özen gösteririm. Zaten Pırlantanın yanına Bakır’da koysan pırlanta ışığını saçmaya devam eder. O bakır onun ışığını alamaz. Bu ayrımı yapmakta saçmalık zaten. Herkes kendi işini en iyi şekilde yapmaya çalışmalıdır.


-En son paris `te Oscar Cavallo defilesine katıldın.

Evet


- Hatta Türkiye`den çağırılan tek mankendin.

Evet

- Ondan sonra Ferre’ye çağırılmıştın, ama Ferre’nin ölmesiyle birlikte gidemedin sanıyorsam?

Doğru, ilk defa hayatımda böyle bir şanssızlık yaşadım herhalde. Oysaki söylediğim gibi herşeyde çok şanslıyımdır. Ayın 30 unda idim randevum ama ben ayın 27 sinde Bay Ferre’nin vefat ettiğini öğrendim ve görüşmem iptal oldum.Aslında çok üzüldüm, en büyük hayallerimden biriydi Ferre’ye çıkmak, daha önemlisi Bay Ferre ile birebir tanışacaktım.Resimlerim gitmişti ve bana okey vermişlerdi. Beğendiğini ve görmek istediğini söylemişti ama maalesef vefat etti. Adamın beni görmeye ömrü yetmedi ona çok üzülüyorum. (Gülüşüyoruz) Genede herşeyde bir hayır vardır elbetteki bununda bir nedeni vardır.


Sanırım mesleğinde zirveye oynadığını ispatlayacak bir olay bu. Fakat daha fazla başarı için daha fazla zorluk gerekir. Ve bu zorlukları aşabilmek için insan sürekli motive olmalıdır. Senin mankenlikteki başarı hedefin nedir? ve Bu başarıyı elde edebilmek için içindeki motivasyonu nasıl ayakta tutuyorsun?
Aslında öyle kendimi kurupta, çok hedefler koyan insan değilim. Hayat bana neyi getirirse ondan faydalanıyorum. Zaten istemenin ve hedef koymanında sonu yok. Ferreye çıksam, başka bir şey isteyeceğim. Oraya katılsam başka şeyler isteyeceğim.. Bilirsiniz,b istemenin sonu yok. Ben zaten işimde çok başarılıyım ve şu anda da kendime rakip gördüğüm hiçkimse yok!

-Oooo, benim röportajıma başlık çıktı!

(Gülüyor) Neden yok onuda söyliyim. Boks maçlarında bile kilo, yaş ayrımı yapılıyor. Bunun gibi rakibim olabilmesi için bir takım özelliklerinde eşit olması lazım. Şu anda Türkiye’de TopModel olan insanlar yaş olarak benden çok büyükler. İkincisi ise fiziksel olarakta çok eksik olanlar var. O yüzden benimle aynı ölçülerde, aynı boyda, aynı yaşta rakibim olacak biri yok.


-Hayatta olan yada olmayan; hangi mankenlerle, hangi modacılarla? Nasıl bir defileye çıkmak isterdin? Yani Dream Podyum `unu bize anlatır mısın?

Mesela, Victorias Secret’ın podyumlarına bayılıyorum çok güzel işler çıkarıyorlar. O tarz bir podyumda onların değilde başka bir firma için yürümek isterdim. (Gülüyor). Victorias Secret biraz fazla iddialı geldi bi an gözüme(Gülüyor).



-Daha önce bir röportajında "neden sevgiliniz yok" dendiğinde, "daha iyi olsa, röportaj veremezdim" demişsiniz.

O bir espiriydi ya. Çok ciddiye alındı hatta magazin programlarında bana yorumlar falanda yapıldı. Akıllı olan bi insan o lafı ciddiye almaz. Bu bir espriydi ama Türkiye’deki bazı insanların kapasiteleri kısıtlı olduğu için bu lafı anlamaları zor. Ben bu espriyi yabancı bir arkadaşıma yaptığımda epey gülmüştü. Her bar çıkışında, her cafe çıkışında aşk varmı aşk? Deniliyor. Başka bir soru yok ve bende bir espri yapayım demiştim ama anlamak istemediler.


-Mankenlik kariyerin için, ne fedakarlıklar yapabilirsin? Evleneceğin eşinden, sevgilinden, ailenden, parandan, karakterinden ... sahip olduğun herhangi birşeyden vazgeçebilirmisin?

Karakterimden asla vazgeçmem. Ben zaten bu fedakarlıklardan en önemlisini yaptım. Ailem benim antalyada yaşıyor ve ben onlardan uzakta senelerdir burda mankenlik yapıyorum. Ben ailesine çok bağlı bir gencim ve buna rağmen ben bu işi burada yapıyorsam ailemden ayrı. Herhalde daha büyük bir fedakarlık olamaz.


-Etraftaki birsürü insanın "ben mankenim" demesine ne diyorsun?

Bir şey demiyorum. Az öncede söyledim ya. Pırlantanın Bakır koysanızda, Pırlantanın parlaklığını kapatamazsınız. İnsanlarda salak değil ya, bunun bir ölçüsü vardır. 1.75 boyun altında manken olamaz.Dünyada böyle bir şey yok. Beden olarakta bir ölçüsü var buna uymayan insanların ben mankenim demelerine güler herhalde insanlar. Ben gülüyorum şahsen.


-Hazır dedikodu konuşuyoruz. Levent Yüksel ile aranızda yakınlaşma olmuş öyle okudum. Küçük bir hesap yaptığımda ise aranızda 20cm olduğunu ve yakınlaşmanızın kaburgalarının hizasında bittiğini düşündüm. Genede soralım. Doğru mudur bu yakınlaşma?

Külliyen yalan. Öyle bir şey yok. Hatta 30cm fark var aramızda 20 ‘de değil.(Gülüyor). Böyle bir şey olması imkansız çünkü kendisi benim yakın bir arkadaşımla beraberdi kısa bir zaman öncesine kadar. Bu kişide manken değil vokalistti. Doğal olarak arkadaşımla beraber olduğu için beni yakıştırmaları bile çok ayıp.



-Mankenlikten iyi kazanıyormusun?

Allaha şükür (Gülüyor)

-Birikim yapıyorsun değil mi?

Yapıyorum.

-35 yaşına geldin diyelim. Ne kadar bebek deselerde, sonunda orta yaşlı bir bayan olacaksın. O zaman ne yapmayı düşünüyorsun? Eski mankenlerimiz şimdi şarkıcılık, oyunculuk, halkla ilişkiler veya ev hanımlığı ile uğraşıyor. Senin niyetin nedir?

Ben birkere televizyonla ilgili kariyer yapacağım. İki kere iki dört. Zaten biliyorsunki modellikten önce televizyon işiyle uğraşıyordum ben. Herşeyin bir sırası var ve bu sıraya göre her işe bir zaman ayıracağım. Modellik işini ise 28 yaşını bile beklemeden bırakırım gibi geliyor bana. Uzatmanın manası yok çünkü yeniler gelmeli, taze kanlar olmalı. Bundan sonra muhtemelen oyunculuk ve sunuculukla devam edeceğim. Sonra belki bir yapım şirketi kurabilirim. Bunların yanında ise bir mağaza düşünüyorum, butik bir mağaza, bayanlara yönelik tarz şeylerin olduğu bir mağaza açabilirim.


-Bu samimi cevapların için çok teşekkür ederim. Son olarak SosyetiQhaber.com okuyucularına söylemek istediğin bir şey varmı?

Bütün okuyuculara mutluluk dolu bir hayat dilerim. Herşey gönüllerince olsun.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://elifeceuzun.forumm.biz
 
Eskilerden Bir Röportaj
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İşte Tokio Hotel hayranlarına bir röportaj...
» Ekin TÜRKMEN [ röportaj ]
» Yılmaz Güney'le Yapılan Son Röportaj
» HEPSİYLE RÖPORTAJ
» Deniz Evrenol Röportaj

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
::: Elif Ece Uzun Fan Club ::: :: (¯`·.(¯`· ELİF ECE UZUN FORUM SAYFASI .·´¯).·´¯) :: Elif Ece Uzun Röportajları-
Buraya geçin: